Vergi Kara, Kar Da Verimliliğe Bağlı Bir Sonuçtur

Kar ve Verimlilik

Biz işletmeciler uzun yıllar “kar” amacı gütmeyen kurumların işletme olamayacağını, daha sonra da işletmeler için “kar”ın amaç değil sonuç olduğunu anlatmaya çalıştık. İkincisini biraz da dikkatleri verimliliğe çekmek için yaptık. İşletmelerin rakipleriyle göreceli olarak elde edebilecekleri verimlilik ölçüsünde pazarda yer alabileceklerini, bu yere bağlı olarak da “kar ya da zarar” edeceklerini anlattık. İşletme yöneticileri, bu gerçeği rekabet arttıkça daha iyi anladılar. Üretileni satma devrinden satılabileceği üretme devrine geçmeleri, tüketicinin varolan egemenliğini farketmeleriyle oldu. Daha sonra da tüketici istekleri ile ihtiyaçları arasındaki farkı farkettiler ve “kar”ın tüketici ihtiyaçlarına yönelik ürün ya da hizmetlere karşı rekabet üstünlüğü sağlanabildikçe devamlı olabilen bir sonuç olduğunu kavradılar (pazarda etkili olabilen bir verimlilik). “Amaç”, bir yandan pazara sunulan hizmetlerin daha iyisini sürekli daha az maliyetle elde etmek, diğer yandan henüz pazara yansımamış tüketici ihtiyaçlarını da yaratmaktır. Kısaca “verimlilik”, sadece üretilenin daha iyisini elde ederken maliyetleri düşürmek değil, henüz karşılanmayan ihtiyaçları da gözeterek yeni pazarlar yaratmaktır. “Kar”, ancak bu verimlilik arayışının sonucunda devamlı olabilecektir. Son yıllarda üretilen telefaks ve cep telefonu yaratılan ihtiyaçlara çarpıcı birer örnektir. Bugün tüketicilerin ülkemizde üretilemiyor diyerek teleks ve masa üstü telefonlarla yetinerek işlerini yürütmeleri mümkün değildir. Bu gerçek, tüketicilerin ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinin belirli ürün ve hizmetlerin sağlayacakları faydalarla sınırlanamayacağını gösterir. Diğer gerçek de, sanayinin gelişme seviyesinin rekabete zorlandığı ürün ve hizmetlere bağlı olarak değiştiğidir. Bu iki gerçek, kapalı ekonomi devrini kapatmıştır. Artık kapalı ekonomilerde elde edilen sonuçların, daha geniş ve serbest ekonomik ortamlarda elde edilenlere göre göreceli olarak yetersiz olduğu bilinmektedir.

Devlet sanayinin ve ticaretin gelişimini, bugüne kadar olanın aksine toplumun serbest bırakılan ihtiyaçlarının yönlendireceği uluslararası rekabetin güdümünde arayacaktır. Başka bir deyişle, kendinden menkul gerekçelerle sanayileşme hedefleri koymayacak, ticarette ulusal sınırlar olmayacak, ithalat serbest bırakılacak, gümrükler sıfırlanacak, fonlar, teşvikler ve (varsa) devletin kendisinin yarattığı engeller ortadan kaldırılacaktır.

Bu engellerden en önemlisi; yanlış yerlerden toplanan ve yanlış yerlere harcanan “vergi”lerdir.

Vergi ve Verimlilik

Devletin vergi sahası ulusal sınırlarıdır. Kısaca, devlet ulusal sınırlar içerisindeki ticari faaliyetlerden elde edilecek “kar”dan “vergi” alacaktır. Başka bir deyişle, “vergi”nin tutarı elde edilecek ”kar”la doğru orantılı olacaktır. O halde, devlet ”vergi” gelirini arttırmak için müteşebbislerin nihai ürün ya da hizmetlerinin rekabet şansını azaltacak davranışlardan kaçınmalıdır. Bu davranışlar, sınai ve ticari girdilerin maliyetlerini doğrudan ya da dolaylı etkileyen araçlar üzerindeki “vergi” lerdir. Bu nevi “vergi” lerden kaçınılması halinde, verimli bir yatırım ortamı yaratılacak, sermaye birikimi sağlanacak ve müteşebbisin “kar” ı dolaylı olarak da devletin “vergi” geliri sürekli artacaktır. Aksi takdirde, araçların vergilendirilmesi ya araçlardan kaçışa neden olacak ya da araçların girdi olarak kullanılması ile elde edilecek sonuçlar  rekabete yetmeyecektir. Her iki halde de ”vergi” gelirleri beklenenin aksine düşecektir. O halde, devlet elde edeceği “vergi”nin piyasa verimliliğine endekslenen bir sonuç olduğunu görmelidir.

Piyasaların verimliliği, sadece “vergi”lerin nerelerden alındığına değil nerelere harcandığına da bağlıdır. Devlet, yatırımcı ve/veya destekleyici olarak pazarda yer almamalı, topladığı ya da toplayacağı “vergi”leri piyasaların doğal akışını değiştirmeye çalışmak için harcamamalıdır. Ekonomiyi yönetmeye değil yönetmemeye aday olarak etkinliğini ekonominin kendi kurallarının sağlıklı çalışmasını sağlamakla ve sınırsız olarak tüketiciyi korumakla hissettirmelidir.

Umarız “vergi reformu” yapılırken, “vergi”nin “kar”a “kar”ın da piyasa verimliliğine bağlı bir sonuç olduğu gözden kaçırılmaz.