Kamuoyu Oluşumunda Etki ya da Baskı Gruplarının Önemi

Dünyada sürekli yaşanılan değişimin doğruları, aynı anda yanlışları olarak algılanabilir. Özellikle sosyal bilimlerde olguların doğrusu ve yanlışı, uygulama alanı ararken herkesin üzerinde mutabakata varacağı iki ayrı gruba kolaylıkla ayrıştırılamaz. Başka bir deyişle, kimilerince doğru kabul edilenler kimilerince yanlış kabul edilebilirler. Üstelik dinamik toplum gereği, her iki kesimin doğruları da yanlışları da kalıcı değildir. Zaman içerisinde doğru veya yanlış bildikleri, yerlerini yeni doğru ve yanlışlara bırakabilir ya da değiştirebilir. 

Sayısal çoğunluğun kararını gerektiren durumlarda da kesimlerin kendi doğrularını diğerlerine kabul ettirmesi gereği vardır. Demokrasilerde bugünkü iletişim olanakları ile sıkça yaşanabilen referandumlar, siyah veya beyaz olarak çoğunluğun doğrusunu arayan en tipik örneklerdir. Çoğunluğun doğrusu olan referandum sonuçları  da azınlık için daima yanlıştır.

Sayısal Çoğunluk ve Siyasal Etki

Avrupa Birliği’nde yer alan üyelerin ortak davranışlarla elde edecekleri sonuçların, bireysel davranışlarla elde edecekleri sonuçlardan daha kazançlı olacağı inancıyla öngördükleri işbirliğine imkan tanıyan “Maastricht Antlaşması” uzmanlar tarafından doğru kabul edilmesine karşın, referandumlar esnasında bilimsel analizini yapamadığına emin olunan bir köylünün hayır oyu ile ret edilebilir. 

Kısaca, sayısal çoğunluk için vatandaş olmanın dışında bir ayrıcalık kabul etmeyen demokrasilerde, bazı aydınlarımızın son günlerde şüphe etmediğimiz iyi niyetleri ile önerdikleri, oyu geçerli ya da geçersiz vatandaş ayırımının yeri yoktur. Kendini yetkili gören ancak etkili olamadığı için sayısal çoğunluktan ürken bir sayısal azınlık olarak pes etmek yerine, sayısal çoğunluğun desteği aranmalıdır. İşte demokrasilerde bu ödevi yerine getiren oluşumlar, “etki ya da baskı grupları” olarak adlandırılan ve dünyada örnekleri bilinen “think tank”lerdir.

Değişimin içerisinde olmaktan çok anlamakla övünen ve değişimi bir emtia gibi ithal etmeye çalışan ülkemizde, araçların amaç edinilmesi sonucu oluşan çatışma süreçlerinde kamuoyunu aydınlatmaya çalışan, kendi doğru ve yanlışlarını da iç bünyesinde sorgulayabilen siyasal “etki ya da baskı grupları” demokratik ortamların vazgeçilmez ihtiyaçlarıdır. Son yıllarda ülkemizde de kurulduğuna sevinecek olduğumuz örnekler, yönetme isteğinin dayanılmaz hafifliğine kurban giderek partileştiklerinden ya da partileşme sürecine girdiklerinden birer birer yok oldukları için dileğimiz, diplomalı oy arayan aydınlarımızı diplomalarının haklarını verecekleri uzun ömürlü “think tank”lerde görebilmektir.