Ekonomide Geçiş ya da Hazırlık Dönemi Bir “Çatışma Süreci”dir

Ekonomide geçiş ya da hazırlık dönemi olmaz. Ancak, her değişim öncesi yaşanıldığı gözlenen bu dönem, savunulması zora düşen mevcut ekonomik sistemin var olma süresinin bir çatışma sürecinde uzamasıdır. 

Çatışma, mevcut sistemin güç uygulayıcıları ile değişimden yana olan kesimi arasındadır. Taraflar istekleri doğrultusunda karar vericilerin davranışlarını etkilemeye çalışırlar. Sistemin güç uygulayıcıları, öncelikle mevcut yapının devamından, daha sonra da sahip oldukları rollerinin yeni yapılanma içerisinde korunmasından yanadırlar. Değişimi isteyen kesim ise bir an önce yaşam düzeyini yükselteceğine inandığı yeni yapılanmadan yanadır. 

Demokratik ülkelerde bu süreç, toplumun çoğunluğunun değişimi desteklediği noktaya kadar sürer. Toplumun çoğunluğunun değişimi desteklemesi süresi de değişime aday ülkenin mevcut ekonomik kültürünün seviyesine, değişimden beklenenleri algılama süratine ve bireylerinin davranış biçimlerine bağlıdır. Bu noktada, karar vericiler mevcut statükolarını, değişimi engellemekten değil uygulamaktan yana olmaları halinde koruyabileceklerini anlarlar ve geçiş ya da hazırlık dönemi biter. 

Çatışma sürecinin sona ermesi, karar vericinin değişim isteği ve uygulama gücünün bir arada oluştuğu ve/veya tarafların değişim ve uygulama şekli üzerinde uzlaşma sağladığı, başka bir deyişle, çatışma sonrası güç dengelerinin yeniden oluştuğu zamandır şeklinde de yorumlanabilir. 

Bugün, “Gümrük Birliği” ne girme aşamasında olan Türkiye’de yaşanan hazırlık dönemi de inceleme konusu yapılabilecek örnek bir “çatışma süreci” dir.

Gümrük Birliği’nin Hazırlık Dönemi

Kapalı ekonominin güç uygulayıcıları, tüketicinin ihtiyaçlarını, halihazırda üretilebilen yerli ürün ve hizmetlerin sağladığı faydayla sınırlı tutmanın ülke çıkarına olduğunu savunarak, toplumun etkili kesimlerini bu hedefe yönelik mevcut işbirliğine devem etmeye çağırmaktadırlar. 

Tüketici, ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinde diğer gelişmiş ülke standartlarından neden geri kalması gerektiğini sorguladığında, önce gizli bir çatışma doğmakta, daha sonra kendi ve ülke çıkarlarının değişimden yana olduğunu düşünüp karar vericileri bu yönde zorlamaya başladığında da çatışma açığa çıkmaktadır. 

Bu noktada karar vericiler, değişime ya da mevcut sistemin devamına karar verebilmek için yeterli desteğe sahip değildirler. Karar vericilerin kendilerine destek olacak gücün kaynağının belirlenmesi için geçiş dönemi adı altında bir “çatışma sürecine” ihtiyacı vardır. Bu dönem içerisinde karar vericilere düşen görev de çatışmanın yönetilmesidir (conflict management). 

Umarız Gümrük Birliği için yaşanan çatışma süreci tüketicinin erken zaferi ile biter ve Türkiye dünyayla bütünleşme yönünde önemli bir fırsatı kaçırmaz.