Dijital Dönüşüm

90’ların ortasında hayatımıza giren internet ve sonrasında yaygınlaşan mobil teknolojilerin iletişim ortamını ve alışkanlıklarını değiştirmesi ve giderek merkezine oturması, dijital dönüşümün başlıca nedenidir.

Özellikle, yeni nesil yatırımlar son 20 yılda tüketicilerin alışkanlıklarını değiştirdi, şimdi ayak uydurmak zorunda olan geleneksel üreticiler de “veri tedarik, işleme, dönüştürme ve paylaşma” ortamlarını ve yöntemlerini değiştirmek zorundalar.

Dijital dönüşüm; geniş anlamda, bilgi teknolojileri desteğiyle iş süreçlerinin elektronik ortama taşınması olarak tanımlanabilir. Dar anlamda, bitmeyen bir dinamizm içerisinde mevcut iş modellerinin gözden geçirilerek, kurum içi ve dışı ihtiyaçlara elektronik ortamlarda cevap verme yeteneğinin geliştirilmesidir.

Dijital dönüşüm alanına yapılacak yatırımlarda dikkat edilecek husus; sürdürülen hizmet seviyesine katkısının doğru hesaplanması ve geleneksel yapılanmanın her alanına ve katmanına ölçülebilir değer katacak nitelikte ve süratte nüfuz etmesidir.

Başka bir deyişle, kavramın içini boşaltmadan “nitelikli insan gücü, alt yapı ve örgütlenme” hazırlıklarını doğru yaparak, bütünsel bir yaklaşımla ilerlemek gerekir. Çünkü dijital dönüşüm bir seçenek değil bitmeyecek bir zorunluluk ve kültürel bir değişim meselesidir.

Şüphesiz araçtır, amaç değildir. Ancak, mevcut araçların alternatifi de değildir. Mevcut araçları geçersiz kılacak kadar kapsayıcı, güçlü ve kıyaslanamaz verimli sonuçlar yaratabilecek bir yenileşmedir.

Dijital çözümlerin akıllı ürünlerle alt yapısını sürekli yenilediği bir gerçektir. Kurum içi süreçlere daha hızlı ve verimli katkı sağlayan dijital çözümlerin, müşteri ilişkilerinde özellikle geleneksel ortamlarda faaliyet gösteren şirketlerin farklı nedenlerine bağlı olarak, daha yavaş ve zamanla artan verimde etki yaratacağı da açıktır.

Endüstri 4.0 olarak ifade edilen dördüncü sanayi devrimi, dijital dönüşüm dinamiklerinden yola çıkarak geleceğin akıllı üretim ekonomisini tanımlıyor. İşletmelerin üretim, tedarik ve dağıtım süreçlerinde çalışacak akıllı robotlar ve yönetim süreçlerinde kullanılacak yapay zekâ sistemleri ile kurum içi ve dışı bilgi alışverişlerini sağlayacak tasarım ve yazılımlar dördüncü sanayi devriminin temel öngörüleridir.

Akıllı üretim, tedarik ve dağıtım sistemleri ile müşteri ihtiyaç ve isteklerine sürekli daha hızlı iyileştirilmiş cevaplar veren ve sabit maliyetleriyle daha yüksek katma değer (Katkı Payı) yaratabilen kurumlar hedefleniyor.  Tüketici odaklı rekabetçi özgün çözümler, esneklik ve verimlilik Endüstri 4.0‘ın ana fikrini oluşturuyor.

Kurumlar için verimli ve sürdürülebilir bir yapılanma ihtiyacı sanayileşme tarihinin her aşamasında ön şarttır. Bu nedenle, dijital dönüşümün ne ölçüde gerçekleştiği değil, ne ölçüde verimliliğe katkı sağladığı önemlidir. Her işletme kendi Optimal seviyesinde ve süresinde dijital dönüşümü hedeflemeli ve gerçekleştirebilmelidir.

Dördüncü sanayi devrimi bu nedenle “verimliliği” merkezine koymuştur. Amaç; verimliliktir, araç; dijital dönüşümdür.

20. yüzyılın son çeyreğinde teknolojide yaşanan hızlı değişikliklerle, Thomas L. Friedman’ın tasviri ile on aşamada düzleşen dünya, dijital dönüşüm ile 21. Yüzyılın ikinci çeyreğinde bambaşka bir faza geçecektir.

Kurumların Endüstri 4.0 adaptasyonları, dijital dönüşümün “veri analitiğini” nasıl etkileyeceği ile ilgili cevapları süresiz doğru vermeleri başka bir deyişle, yerleşik doğruları iyileştirme ve yenileştirme yetenekleriyle doğrudan ilişkili olacaktır. Doğru kararların zamanında alınabilmesi de büyük resmin analitik kurgusuna ve analiz lisanının doğruluğuna bağlıdır.

Güvenli ve yararlı veri tanımı ve analizi için hayati öneme sahip “analiz lisanına” sahip olmayan kurumların, dijital yönetim bölümleri kurmaları ve dijital akademi gibi iddialı yapılanmalarla dönüşüme yatırım yapmaları yeterli bir çaba olmayacaktır.

Başka bir deyişle, geleneksel metotlar ve araçlarla doğru analiz yapabilenler, dijital dönüşümü sağladıkları ölçüde verimliliklerini artırabilecek ve daha iyi sonuçlar elde edeceklerdir.

Doğru analiz yapmakta sorunu olan kurumlar ise her durumda dijital dönüşümden beklenen verimliliği sağlayamayacaklardır.