2003 Nasıl Olacak?

Önemli iç ve dış opsiyonlar 2003 yılını farklı kılmaktadır. AB, siyasi kriterlerin yerine getirilmesi halinde 2004 Aralık’ ta geciktirilmeden müzakere tarihi vereceğini güvence altına alarak kayıtlara geçmiştir. Bu olgu yeni meclisin önümüzdeki siyasi ve toplumsal hedeflerini belirginleştirmiştir. Hükümetin ve muhalefetin söz konusu süreçte göstereceği dayanışma AB karşıtlarının direnişlerini kıracak eşanlı olarak da iç ve dış ekonomik dinamikleri olumlu yönde harekete geçirecektir. 12.12.2002 Kopenhag zirvesinden çıkan sonuçları, rasyonel düşünme alışkanlığı olan dış piyasalar daha çabuk satın almışlardır. İç piyasalar da hükümetin sonuçları nasıl kabul ettiğine ve yansıttığına bağlı olarak olumlu algılamaya hazırdır.

AB’ den makul bir sonuç alan ve AGSP’ de istediğini elde eden Türkiye’ nin önündeki üçüncü step Kıbrıs’ dır. Revize edilmiş BM planının müzakere süresi 28 Şubat 2003’ de bitecektir. Bu tarihe kadar Kıbrıs’ ta herhangi bir anlaşma sağlanamaması hem KKTC’ ini, hem de Türkiye’ yi haklı davasına karşın ileride bir AB ülkesini işgal etmiş muamelesi görmeye kadar varabilecek içinden çıkılması zor teknik ve siyasi oluşumlarla karşı karşıya bırakabilecektir. Hırsı aklının önüne geçen geçmiş yöneticilerin 28 yılda Kıbrıs’ ı getirdikleri aşama budur. Dolayısıyla, Kıbrıs’ ta ki belirsizlik 28 Şubat’ a kadar 2003 projeksiyonlarının yapılmasına engeldir. İlk iki ay hükümetin sergileyeceği davranışların piyasalarda olumlu cevaplar bulmasında, Kıbrıs konusunda bir anlaşma sağlamak için taraflarca gösterilecek samimi çabaların ve yapıcı gelişmelerin arka planda sürüyor olması doğrudan etkili olacaktır.

Irak’ ta savaş ihtimali ise her opsiyondan bağımsız olarak tüm zamanlarda Türkiye’ nin projeksiyonları üzerindeki olumsuz etkisini korumaya devam edecektir. Kısaca, Irak’ ta savaş ve Kıbrıs’ ta çözümsüzlük olumsuz, Irak’ ta barış ve Kıbrıs’ ta çözüm ise olumlu senaryo varsayımları olarak 2003’ e ithal olmuştur. Başka bir deyişle, herkesin cebinde olumlu ve olumsuz varsayımlar altında düzenlenmiş iki ayrı senaryo vardır.

Piyasaların beklentileri üzerinde etkili olacak diğer alt unsurları da aşağıda belirttiğim şekilde özetleyebiliriz.

. Siyasi istikrar AKP ile sağlanmış mıdır?
. AKP karşıtlarına koz verecek davranışlara yönelebilir mi?
. Karşı grupların ön yargıları kırılabilecek mi?
. Hasır altı edilen gerginlikler uyuyacak mı, güçlenecek mi?
. AKP’ nin tecrübesizliği ve sosyal politikaları yumuşatma eğilimi sorun olacak mı?
. IMF ile işbirliğine devam edilecek mi?
. Mali disiplin kalıcı mı?
. Kamu borcunun yönetiminde reel faizlerin düşüşü sürdürülebilecek mi?
. Kamu harcamalarında tasarruf sağlanacak mı?
. Kamu sektöründe istihdam azaltılacak mı?
. Vergi reformu yapılabilecek mi?
. Özelleştirmeler amacına uygun olarak yapılabilecek mi?
. Rekabet Kurulu hükümet tasarruflarının denetiminde de yetkin kılınacak mı?

AKP programı genel hatlarıyla umut vermesine karşın, satır aralarında bazı endişelere de yol açmaktadır. Piyasalar, AKP’ nin tek başına iktidara gelişini aç bir pazar iyimserliğiyle karşılamıştır. Hataları algılamaya hazır olan piyasalar AKP’ ye hala güvenmemekte ancak, kredisini de açık tutmaktadır. Yukarıdaki soruların cevaplarının pozitif yönde olması 2003 yılını beklenen büyümenin sağlandığı bir yıl, negatif yönde olması ise 2003 yılını yeniden kaybedilmiş bir yıl yapacaktır.

AKP, batılı dostlarımızın ön yargılarını AB yanlısı kararlı tutumuyla büyük ölçüde sarsmıştır. Türkiye’ nin batıya dönük politikalarının hakim elitlere ait olduğu kanaatini ortadan kaldırmışlardır. Bana göre AB üyeleri tarihlerinde ilk defa Türk devletine değil, doğrudan Türk halkına destek verdiklerini ve Türk halkı tarafından tercih edildiklerini düşünmektedirler. AKP’ nin AB’ den aldıkları desteğin yardımıyla Türk halkına vaat ettikleri şekilde Kopenhag kriterlerini Ankara kriterleri haline getirmelerini dilerim. Yerine getirilen her söz 2003’ün iyi bir yıl olmasına ivme kazandıracak ve AKP programının satır aralarındaki endişeleri de giderek ortadan kaldıracaktır.