2001 Nasıl Olacak?

Her yıl sonunda, bir sonraki yılın ekonomik yaşamına ait öngörülerimi yazmayı ödev haline getirmiştim. Ancak, bu defa ekonomik analiz yapmak yerine konuya farklı bir açıdan yaklaşmayı tercih ettim.

Türkiye 2000 yılı başında ürün olarak, IMF ile yaptığı anlaşmanın desteğindeki para programını piyasalara satmıştı. Bu yılın ürünü de devam edeceğini söylediği bilinen programdır. Ancak, aynı etkiyi göstermesi beklenen bu iki ürün arasında küçük bir fark vardır. Söz konusu programın uzun vadeli başarısı için şart olan ekonomik reformları zamanında yapmadığından, kendi yapay krizini üreten uygulayıcılara duyulan güvensizlik, yeni (eski) ürünün maliyetini arttırmıştır. Kısacası, 2001 yılı için satışa sunulan ürün 2000’e görece daha kalitesiz ve pahalıdır. Alıcı bulur mu? Bilinmez.

Alıcı bulursa ki olası alternatiftir. Bu takdirde, 2001 yılı özellikle reel ekonomi açısından zor ve ekonominin küçüldüğü bir yıl olacaktır. Enflasyon oranı beklendiği gibi yüzde onlara gerilemese de yirmiler civarında bitebilir. Ancak, ekonomiye tek gözlükle bakan devletin kendini kurtardığını zannettiği, ülkemiz için ekonomik büyümenin maliyetlerinin ertelendiği, gelir katmanları arasında gerilimin arttığı, geçmiş örneklerinden farklı bir yıl olmayacaktır. Satılan ürünün daha kalitesiz olması nedeniyle 2001 yılının en azından 2000 yılından daha kötü geçeceği açıktır.

Benim diğer alternatifim, ürünün bu haliyle piyasalarda alıcı bulamayacağıdır. Bu takdirde, Türkiye uzun süredir beklenen bir değişime hemen tüm katmanlarında daha radikal olarak başlayacaktır. En önemlisi siyaseti bugün kilitleyen anlayış ve söz konusu anlayışın temsilcileri değişecektir. Sivil toplum örgütleri tabela dernekleri olmaktan çıkacak ve ülkenin çağdaşlaşmasında daha fazla söz sahibi olacaklardır. Özelleştirmelerin geciktirilmesi, devletin kara deliklerinin sürekli gözden kaçırılması, sıkılmadan her seferinde yeni vergilerle halkın cebine hücum edilmesi, kamu kaynaklarının iki dudak arasında harcanması asla geçmişteki kadar kolay olmayacaktır. Toplum kendisini soyanların hesabına değil, daha çok bundan sonra soyulmamanın sistemine yoğunlaşacaktır. İlk defa siyasetçilerle birlikte bürokratların da yetenekleri ve birikimleri sorgulanacaktır.

Toplum, demokratik gelişmeleri kültüründe olmadığı için yapamayan, pazar ekonomisinden anlamayan kadroları vazgeçilmez olmaktan çıkaracaktır. Hemen her konuda, yapabilecekleri aramayı ve görevlendirmeyi başaracaktır. Bu nedenle, olmadığı kadar siyasetçi ve bürokrat sahneden çekilmek zorunda bırakılacaktır. İşin özüne inen, sloganlarla yönetilmeyen bir topluma dönüşüm belirgin olarak yaşanacaktır. Çünkü, Türkiye eşik noktasına, başka bir deyişle, bundan sonra yapılacak hataların bedelini ödeyemeyeceği sınıra gelmiştir.

Kısacası, sessiz direnişin seslerinin duyulacağı 2001’de piyasalar, bu ürünü alır gibi yapacak ama almayacaktır. Önce, uygulayıcılarının değişmesi kaydıyla emanete alacak, daha sonra da ne yaptığını bilenlere, rasyonel, bilimsel ve çağdaş bir programa revize edilmesi için iade edecektir.

 

İyi yıllar!..