Yönetim Muhasebesi

Türkiye'de kurumların, işletme fonksiyonlarını doğru algıladıkları ve uyguladıkları söylenemez. Bir çok kurumda, muhasebe de halen kayıt aşamasından bilgi üretme aşamasına geçememiş fonksiyonlardan biridir.

Kurumlar, muhasebe dalındaki sahaya duyarlı akademik gelişmeleri takip etmiyorlar. Kurum içi eğitime ayrılan bütçeler göz önüne alındığında, kişisel çabalarıyla kendilerini yenileyebilen az sayıdaki muhasebe yöneticilerini saymazsak, akademik gelişmelerin sahaya yansıtılma olasılığının ne kadar zayıf olduğu anlaşılır.

Yönetim muhasebesi, muhasebe verilerinin yönetim aracı olarak kullanılmasına olanak sağlayan bir disiplindir. Kurumların bütçe çalışmaları ya özen gösterilmediği, ya da yönetim muhasebesi formatı dışında kalındığı için genellikle yararsız ve sonuçsuz kalmaktadır.

Geleneksel metotlarla "tam maliyet" hesabıyla çıkarılan bir bütçeyle başabaş noktası ve verimlilik analizi yapılamaz. Değişken ve sabit maliyet ayrımları yapılmadığından, ürün ve hizmetlere yönelik katkı payı analizleri yapılamaz. Dolayısıyla, ürün karışımını fırsatlara yönelik sürekli yenilemek zorunda olan pazarlama, çok değerli iç kaynak bilgi desteğinden yoksun kalır.

Diğer yandan, sabit giderlerin, toplam maliyetlere olan baskısı ve kaldıraç oranı görülemez. Ürün ve hizmet bazında sabit gider dağılımları ayrışmadığından, maliyetleri düşürme ya da verimlilik çalışmalarının hedefleri doğru belirlenemez.

Nakit akışı öngörülerinde de ürün ve hizmet bazında alım/satım koşulları analizleri yapılamaz. Hangi ürün ve hizmetlerin finans maliyeti yüklediği ya da hangilerinin diğerlerine kaynak aktardıkları görülemez. Kısacası, yönetim muhasebesine göre raporlarını ve alt hesap planlarını düzenlememiş olan kurumlar, bütçeleriyle spor yapar ama önlerini göremezler.

Fiyatların pazarda oluştuğu ve "maliyet+kar=fiyat" denkleminin tarihe karıştığı günümüz rekabet ortamında "fiyat-maliyet= kar" denklemi geçerlidir. Fiyatların ve değişken girdi maliyetlerinin pazarda ve büyük oranda kontrolünüz dışında oluştuğunu düşünecek olursanız, kontrol edebileceğiniz sabit maliyetlerin kar’lılık üzerinde ne kadar önemli olduğu kolayca ortaya çıkar. Ancak, bir şeyi kontrol edebilmek için önce tespit etmek gerekir.

Yönetim muhasebesi, düşük katkı paylı ürünlerin daha çok, yüksek katkı paylı ürünlerin ise daha az satıldığı günümüz rekabet ortamlarına strateji üretmeye çalışan pazarlama disiplinine çok değerli iç kaynak bilgi oluşturur. Kurumun kar’lılığında hayati önemi olan kaldıraç rasyosu* açısından da üst yönetimi sürekli alarmda tutar. İş süreçlerinin denetimine ve yeniden yapılanmalara da gerekçe hazırlar.

Sonuç olarak, yönetim muhasebesi ilkelerine göre veri tabanı oluşturmayan ve raporlarını bu yönde elde etmeyen kurumların, el yordamıyla yürüdüklerini ve pisliklerini halıların altına attıklarını bilmeleri gerekir.

Bir işletme hocası olarak önerim, yönetim muhasebesi disiplininde çalışmayan firmaların, muhasebe sistemlerini ve muhtemelen diğer çağdaş olmayan işletme fonksiyonlarını çok geç kalmadan yeniden yapılandırmalarıdır.

 

*) sabit giderlerin, toplam giderler içerisindeki oranıdır.