Yerel Tüketici Yoksa Yerel Marka Da Yoktur

Dış ticaret anlayışı ile birlikte pazar tanımları da değişti. Ülkelerin tamamı eşanlı olarak değişime ayak uyduramasa da etkilendi. Değişimi ve globalleşmeyi gelişmiş ülkeler manüple etti. Ulaşım ve iletişim araçlarındaki teknolojik gelişmeler de buna yardımcı oldu. Tüketiciler ülke ayırımı olmaksızın kontrol dışında globalleştiler. Her kesim sınırları dışındaki hizmet seviyelerinden doğrudan veya dolaylı haberdar oldu. Elde etme isteğini geliştirdi, mevcut engelleri eskisinden daha yoğun ve bilinçli sorgulamaya başladı. 

Az gelişmiş ülkelerde halk devletin önüne geçti. Hem ekonomik, hem de siyasal alanlarda özgürlük sınırlarını genişletmek isteyen toplumlar ile egemen kesimler arasındaki çatışmaların şiddeti arttı. Bir yanda evrensel değerleri belirlemeye ve hakimiyet alanlarını genişletmeye çalışan global güçler, diğer yanda ise kendinden menkul değerler ile ülkelerine hakim olmaya devam etmek isteyen yerel güçler. Yerel güçlerin destek aldıkları yerel tüketicilerin globalleşmesi çatışmanın galibini ilan etti ancak, direniş bitmedi.

Bu aşamadan sonra sınırlar hem ticarete, hem de siyasal özgürlüklere daha süratli açılmaya başladı. Biz kendi ülkemizde işin ekonomik yanına bakacak olursak gümrük birliğinin gerekleri daha çok konuşulur ve uygulanır oldu. Özelleştirme ve yapısal reformlara daha fazla önem verilmeye başlandı. Enflasyonla mücadelede kararlı adımlar atıldı. Elbette izlenen yöntemlerin tamamı doğru değildi ancak, yanlışların düzeltileceği ümidi arttı. Kısacası, ekonomik açıdan transformasyon belirgin olarak her kesimde yaşanır oldu. Sonuçta, yerel unsurlar giderek global emsallerine yerlerini bırakmaya başladı.

Dış ticaret anlayışındaki değişime paralel olarak ihracat için önceden ürün konumlama ve hedef ülke belirleme devri kapandı. Ulaşım ve iletişim araçları tüm ülkeleri birbirlerine yaklaştırdı. Bilgi transferinin kolaylığı şeffaflaşmayı sağladı, ülke gizi kalmadı. Yerel kurumlar gelişmiş ülkelerin ileri gelenleri ile ortaklıklar yaparak kimliklerini değiştirdiler. Bu davranışları globalleşen tüketiciler güdümledi, globalleşemeyenleri de bu girişimler zorlayacak. Kendi pazarlarında uluslararası rakiplerine üstün gelemeyenlerin yaşama şansları kalmadı.

Şimdilerde yaşanan, eski ekonomi olarak adlandırılan sahalarda pazarlarına hakim olanların yeni ekonomi olarak adlandırılan sahalara geçişine devlet yardımı arayışlarıdır. Bu talep kırılırsa ülke çağdaş alış veriş ve yaşam süreçlerine daha süratli geçecektir. Özellikle enerji, telekomünikasyon ve internet gibi yıldızı parlayan sahalardaki yapay engellerin aşılmasıyla gelişmenin süratleneceği açıktır.

Herkesin kabul etmesi gereken, yerel tüketici ile birlikte yerel markaların da ortadan kalkmış olduğudur. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler bugün kaçınılmaz olarak kendine ait olmayan global markaların hakimiyetine girmiştir. Türkiye orijinli dünya markalarına sahip olabilmek için bugünün dünya markaları ile işbirliği ve rekabet sürecini eş zamanlı olarak korumasız ortamlarda yaşamak zorundayız. Bu sorunu, yeterince tanınmıyoruz basitinde görmek ve göstermek yanlıştır.