Vergi İndirimi, Vergi Kaybı Değil Vergi Kazancı Getirecek

Türkiye’ de vergilendirme anlayışı ve sistemi kökten değişmek zorundadır. Uygulanan vergiler,  zamanla bütün içerisinde birbirleriyle olan uyumlarını dahi yitirmişlerdir. Vergiler kazanca dost olacağına giderek düşman olmuş ve kazancın oluşumunu engelleyen, kağıt üzerinde mevcut ancak, gelire dönüşemeyen unsurlar haline gelmiştir.  Devlet, vergi açığını, dolaylı vergilerle alışveriş süreçlerinde kapatmaya yönelmiştir. Bu davranış da, akaryakıt, enerji ve diğer zorunlu girdilerin maliyetlerini yükseltmiş ve sanayicilerin rekabet olanaklarını zorlamaya başlamıştır.

Diğer yandan, yüksek katma değer vergilerinin tüketime ve belgeli alışverişe engel olması nedeniyle bütün dünya bu nevi vergilerde indirime giderken, yeni düzenlenen özel tüketim vergileri ile mevcut handikap sürdürülmüştür. Bu uygulamalar, Türkiye’ deki vergi koyucuların piyasa ekonomisini ve vergilerin piyasalar üzerindeki rollerini doğru algılayamadıklarının göstergeleridir.

Girdilerin maliyetlerini yükselten dolaylı vergiler ve tüketimi olumsuz etkileyen KDV ve/veya adı ne olursa olsun tüketim vergileri, ekonominin büyümesini, dolayısıyla vergi potansiyelini engelleyen başlıca unsurlardır.

Bir ülkenin vergi geliri dağılımına bakıldığında, bireyin ve kurumların ticari faaliyetleri sonucu elde ettikleri kazançlardan ödedikleri vergilerin oranı, toplam vergi gelirleri içerisinde ne kadar yüksek ise, ülkede piyasalar o ölçüde verimli çalışıyor demektir. Başka bir deyişle, vergiler kişi ve kurumların kazanç yaratma süreçlerinde, rekabet olanaklarını daraltan maliyet unsurları değillerdir. Devlet, bireyler ve kurumlarla birlikte ve onların kazanç olanaklarını arttırarak gelir elde etmeyi öğrenmiştir.

Aksine, toplam vergi gelirleri içerisinde, kazanca yönelik kurumlar ve gelir vergileri dışındaki dolaylı vergiler ve KDV gibi tüketim vergilerinden elde edilen pay ne kadar yüksek ise, devlet piyasaların gelişmesine o ölçüde engel demektir. Devlet, bireyler ve kurumlarla birlikte ve onların kazanç olanaklarını arttırarak gelir elde etmeyi öğrenememiştir. İşte bu bilgisizlik devleti, vergi indirimi yapmaktan alıkoyar.

Türkiye, piyasa demokrasisi ile gelişmek istemesine karşın, vergilerin piyasalar üzerindeki misyonunu ve rollerini kavrayamamıştır. Bu nedenle, vergi gelirlerini arttırmak amacıyla her yeni vergi çıkardığında, ya da vergi oranlarını yükselttiğinde, vergi kaybına uğrayan ender bilgisiz ülkelerden biridir. Bu nedenle, Merkez Bankasının, Hazinenin ve Maliyecilerin vergi gelirlerine olan hassasiyetleri nedeniyle vergi indirimi yapılamaz beyanları, amaca hizmet etmemektedir.

Türkiye, vergi gelirlerini arttırmak, vergi tabanını genişletmek, kayıt dışını engellemek ve beyan edilen vergileri tahsil edebilmek için vergilendirme mantığını ve sistemini değiştirmeye, vergileri indirmeye zorunludur. Emsalleri ve öğretileri gelişmiş ülkelerde mevcuttur. Ülkenin çıkarı, bu gereğin gecikmeden yapılmasındadır.