Tüketici Nasıl Korunmalı?

Tüketiciyi Koruma Derneklerine, tüketicilerin korunmasına ilişkin neler yapılıyor? Sorusu yöneltildiğinde, genellikle pazara sunulan hizmet ve ürünlerin vaat ettikleriyle sınırlı bir görev tanımı yapılmaktadır. 

Kısaca, bir ürün ya da hizmetin bedeli karşılığında sağlayacağı varsayılan fayda ile elde edilen arasında tüketici aleyhine bir fark varsa, başvuru halinde zarara uğrayan tüketicinin hakkının aranmasına yardımcı olunmaktadır. Son derece değerli olan bu görev bence, ekonominin en güçlü aktörü olan tüketicinin haklarını temsil etmeye aday bir kurum için yeterli olmamalıdır. 

Tüketiciyi Koruma Dernekleri, tüketici egemenliğini geliştirmesi beklenen Rekabet Kurumu’nun öngördüğü uygulamaların da denetçisi ve takipçisi olmalıdır. Hatta Rekabet Kurumu’nun ilgili kararlarında, karar öncesi etkin roller almalıdır. Elbette, bu yönde etkin olabilmesine olanak tanıyacak akademik ve profesyonel bir organizasyona da sahip olmalıdır.

Nedir beklentim? Tüketicinin seçeneklerinin çeşitlendirilmesi, derinleştirilmesi ve çağdaşlaştırılmasıdır. Kısaca, tüketiciye verilmek istenilenin sorgulanmasıdır. 

Bu denetimin ölçütü, gelişmiş ülkelerdeki mal, fiyat, dağıtım ve satış sonrası servis standartları olmalıdır. Bu standartların altında bir hizmete layık görülen tüketici kitlelerinin varlığı, Tüketiciyi Koruma Derneklerini rahatsız etmelidir. 

Yukarıda sözünü ettiğimiz var olan hizmet seviyesine yönelik şikayetlere yardımcı olurken eşanlı olarak her sektörde hizmet seviyesini geliştirecek girişimlerde de bulunmalıdırlar. Başka bir deyişle, her sahada rekabet düzeyini yükseltecek kararların alınmasını ve uygulanmasını sağlamak için çalışmalıdırlar.

Ben, bugüne kadar (gözden kaçırmış olabilirim) üretici egemenliğini güdümleyen korumacı politikaları eleştiren, reklam harcamalarını lüks olarak tanımlayan yasa tasarılarına karşı çıkan, tekelci yaklaşımları ve davranışları önlemek için kamuoyu baskısı yaratan, kısaca, tüketici egemen pazarların gelişmesine yardımcı olmak için çalışan bir Tüketiciyi Koruma Derneği yetkilisine rastlamadım. Söyleşilerde ve tüketici köşelerinde, daha çok hangi servis aksamış, hangi ürün bozuk çıkmış, hangi tüketici kendisine vaat edileni bulamamış vb. hikayelere rastladım. Yapılagelen, var olan hizmetin defolarının sorgulanmasıdır. Yapılmayan ise servisin niteliğinin sorgulanmasıdır.

Tüketiciyi Koruma Dernekleri’nin misyonu, piyasalarda var olmayan ve sunulmadığı için tüketiciler tarafından sorgulanamayan çağdaş standartların var olmasına çalışmak olmalıdır. 

Örneğin, kısa sürede bozulan bir asfaltın standartlarını sorgulamak için bundan zarar görecek bir tüketicinin başvurusunu beklemek yersizdir. Bence, Tüketici Dernekleri sadece bu yöndeki çalışmaları ile kamu hizmetlerinin seviyelerini yükseltmeyi başarabilirler. Keza, belediyenin zaman zaman yaptığı sağlık koşulları ve çevre denetimlerini tüketiciler adına düzenli olarak yapabilirler. Söz konusu çalışmalarına yardımcı olacak yasal desteği (eğer yoksa) talep ederlerse, kamuoyunun baskısı ile eminim elde ederler.

Özetlemeye çalışırsak, Tüketiciyi Koruma Dernekleri reaktif olmak yerine, piyasaları pro- aktif olarak denetleyen, tüketici egemen pazar kavramını yüklenmiş ve tüketiciyi gelişmiş ülke standartlarında bir yaşama kavuşturmanın mücadelesini veren birer sivil toplum örgütü olabilirler, olmalıdırlar.