Sıcak Para

Sıcak para, genel kabul gören tek bir tanıma sahip olmamakla birlikte, kabaca Portföy Yatırımlarına(1) denir. Nakit olarak hızla dolaşıma giren ve beklediğini bulamadığında aynı süratte dolaşımdan çıkma olasılığı bulunan yabancı sermaye kast edilir.

Yatırım, genel anlamda kazanç yaratmak amacıyla fonların çeşitli alanlara tahsis edilmesidir. Yabancı yatırımcılar tarafından bir ülkeye yapılan sermaye yatırımları, temelde “doğrudan ve dolaylı” yatırımlar olarak ikiye ayrılır.

Doğrudan yabancı sermaye yatırımları “kalıcı ve uzun vadeli”, dolaylı yabancı sermaye yatırımları ise “geçici ve kısa vadelidir”. Bu nedenle, dolaylı yabancı sermaye yatırımları Spekülatif davranış içeren Portföy Yatırımları veya Sıcak Para olarak adlandırılır.

Küresel ölçekte ışık hızıyla dolaşan sıcak paranın, ekonomik seviyelerine göre farklı ülkeleri, farklı etkiledikleri bilinir.

Sıcak para girişleri, istikrarlı kazançlar yaratabileceğine güvenilen ve doğrudan yabancı sermaye çekebilen ülke ekonomilerinde verimli sonuçlara eşlik ederler.

Ekonomi yönetimi güven vermeyen ve doğrudan yabancı sermaye çekmekte başarısız olan ülkelerde ise var olan istikrarsızlığı arttırıcı etkiler yaratırlar.

Başka bir deyişle, sıcak paranın genellikle kategorik olarak tartışıldığı gözlenen yararlılığı, ülkelerin ekonomik koşulları ile birlikte yaratacağı etkiye göre değişir.

Özellikle, döviz kurlarına hassas gelişen ülke ekonomilerinin, sıcak para için göreceli risklerle cazip kazanç ortamları sundukları bilinen bir gerçekliktir.

Rezerv para biriktirmek zorunda olan söz konusu ülkelerin, uyguladıkları yanlış para politikaları ile sıcak para cenneti (oyun alanı) haline gelmeleri ya da yatırımcıların tümüyle kaçınacakları ortamlara dönüşmeleri de bilinen olasılıklardır.

Gelişen ülkeler, bağımsız kurumsal yapılarını güçlendirerek, mali disiplini ve yapısal reformları gerçekleştirmeyi ve doğrudan yabancı sermaye çekebilecek güven ortamını sürdürülebilir kılmayı başarabilirlerse, sıcak para girişleri her iki taraf için de rasyonel kazanımlar yaratabilir.

İyi yönetilen ekonomilere sahip ülkeler hem doğrudan, hem de dolaylı yabancı sermayeyi bir arada çekebilen ülkelerdir. Başka bir deyişle, sermaye girişlerinden verimli sonuçlar elde etmek, ülkelerin ekonomilerini nasıl yönettikleriyle doğrudan ilişkilidir.

Küresel ölçekte rekabetçi politikalarla kalkınmayı tercih eden ülkelerin, kişi başına gayri safi yurt içi hâsıla artışlarını, hem bütçe gelir fazlası, hem de cari fazla elde ederek sağlamak istemeleri doğru olandır.

Ne var ki, ekonomide doğrusal (lineer) artış ya da yükseliş çizgileri inişli, çıkışlı bir grafiğin içerisinde gerçekleşir. Ülkelerin, her dönem ekonomik kalkınmalarına servis verecek nitelikte ekonomik büyüme(2) sağlamaları kolay değildir. Önemli olan, oluşabilecek bütçe gelir açıklarını ve/veya cari açıkları doğru mali ve finansal politikalarla her dönemde yönetebilir olmaktır.

Hiçbir ülke, özellikle inişli dönemlerinde sıcak para girişlerinden mahrum olmak istemezler. İyi yönetilen ve ülke kaldıracı(3) yüksek ekonomilerin CDS primleri(4) ile uyumlu düşük maliyetlerle borçlanabilmeleri de söz konusu dönemlerde hayati önemdedir.

Ülkelerin amacı, kontrol edebildikleri alan olan ülke ekonomilerini doğru yöneterek, kontrol edemedikleri alanlardan gelecek olumsuz dış etkilerden korunmak ve eşanlı olası fırsatları da zamanında değerlendirmektir.

Ülke Kaldıracı yüksek ekonomilerde, Sıcak Para Sendromu olmaz. İyi ekonomi göstergelerini hiçe sayan değersiz para gibi üçüncü dünya ülkelerinin rekabet unsurlarına da yaslanılmaz.

Kısaca, ekonomide düzensiz değişen etkileşimli ilişkilerin yaratacağı karmaşık sonuçlar, siyah/beyaz düz mantık denklemlerle öngörülemez.

Dolaylı yabancı sermayenin menkul kıymet yatırımları, yılsonu temettü ya da uzun vadeli kâr beklentileri ile değil ilk fırsat maliyeti artışında tekrar satmak düşüncesi ile yapılır.

Bu nedenle, günümüzün küresel ekonomi ortamında ve koşullarında derinliği olan Menkul Kıymetler Borsalarına sahip olma arzusu ile sıcak paraya karşı olma(5) düşüncesi yan yana durmaz.

Ülke kimliğini yaratan unsurlara ve beşeri sermayeye (evrensel bilgiye ve eğitime) yapılacak içe dönük yatırımlar, dışarıdan gelecek olumlu ve olumsuz etkilerin yaratacağı karmaşık sonuçlara yönelik ülke yararına pozisyon alabilecek “kurumsal kapasiteleri” geliştirir. Tek referans liyakat ve ekonomi bilimidir.

________________________________________________________
(1) Genelde menkul kıymetlere yapılacak yatırımlar olarak tanımlanabilecek Portföy Yatırımları; hisse senetleri, kamu veya özel kuruluşlarca ihraç edilen borçlanma senetleri (Bono, Tahvil vb.) ve diğer para piyasası araçları ile yurt dışı yerleşiklerle yapılan işlemlerdir

(2) Piyasaların “verimsizlik tuzağına” düştükleri dönemlerde sağlanan ekonomik büyüme, ekonomik kalkınmaya servis vermez (Ekonomik Kalkınma ve Ekonomik Büyüme 06 Mayıs 2020).

(3) Ülke Kaldıracı (Ülkelerin Marka Kaldıracı); Ülke kimliğini yaratan unsurların (Politik, Ekonomik, Sosyal, Teknolojik, Hukuk ve Kültürel Alt Yapı) bir arada zihinlerde inşa ettiği “Ülke İmajı” etkisidir.

(4) CDS (Credit Default Swap; Kredi Temerrüt Takası) Tahvil vb. finansal araçların vade sonunda ödenmeme riskinin, belirli oranda ödenecek sigorta primi karşılığında ortadan kaldırılmasına yarayan Finansal Enstrümandır.

(5) Sıcak para cennetine karşı olmaktan, sıcak paraya karşı olma düşüncesi türetilmemelidir.