Reel Sektör İçin Çalışan Kurul Yok

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, sıranın reel sektöre geldiğini belirtmiş. Reel sektör, sorunları ve fırsatları buzdolabında bekletilebilen bir ekonomik alan değil ki, sırasını bekleyebilsin. Umarım bu beyan, mali sektör üzerinden reel sektörü güdümlemeye alışmış, piyasalara uzak, işletmeci yanı eksik iktisatçıların yapageldikleri bildik hataların tekrarlandığının göstergesi değildir.

Reel sektör ithalatın, üretimin, iç ve dışsatımın gerçekleştiği temel sektördür. Ekonominin altyapısıdır. İyi yetişmiş her işletmeci ya da iktisatçı, üstyapı (mali sektör) arızalıyken, altyapının çalışmayacağını bilir. Ancak, altyapı olmadan bir üstyapının olamayacağını da bilir. Bu nedenle, bu sektörlerle sırayla değil, eşanlı ilgilenmek zorundasınızdır. Sonra bir bakarsınız, öncelik verdiğiniz mali sektörün müşterisi kalmamış, piyasa riski olağanüstü artmış. Reel sektörde yaşanacak ve derinleşecek bir krizle henüz tanışmamış bir Türkiye'nin, o zaman neyi sıraya koyacağını merak ederim.

Yıllarca mali sektörü, kamu ve güdümlü özel sektörü beslemek için kullanmış bir ülkenin, çağdaş anlamda reel sektörün ne olduğunu bilmediği de ortadadır. Devlete kâğıt satarak trilyonlar kazanmaya alışmış bankacıların, gerçek müşterilerinin hatta varlık nedenlerinin reel sektör olduğunu hemen anlamaları da kolay değildir. Ancak, reformist bir programda en azından bu roller kâğıt üzerinde doğru dağıtılabilmeliydi. Ne yazık ki, devletin haksız rekabet yaratan davranışlarından soyut, ekonomik kurallar içerisinde sokaktaki insana hizmet götürmek için yarışacak bir reel sektör, bu programda da kurgulanmıyor.

Bütünsel bir yaklaşımdan yoksun olanlar işleri sıraya koyarlar. Sırası gelince ilgilenmek demek, gelin şimdi sizin beklediğiniz tavizleri konuşalım demektir. Bu, dilinizden düşürmediğiniz serbest piyasa ekonomisinin neresinde yazıyor? Ama, yapacağınız bu olacaktır. Öncelik verdiğiniz çabalar boşa gideceği gibi, sıraya koyup beklettiğiniz kesimlerin zararları misli ile halka ödetilecektir. Pazar ekonomisi de her zamanki gibi bir başka bahara kalacaktır.

Kaldı ki, sürekli küçülen ve vergi veren kesimi son derece daralmış reel sektöre ek vergi salan bir hükümetin olaya ne kadar uzak ve biçare olduğu da açıktır. Maliye Bakanlığı'nın piyasalardan anlamadığını anlamak için sıfır vergi alabileceği günü mü beklemeliyiz? Şimdi sormak gerekir, ekonomiyi kim büyütecek? Eğer cevap reel sektör ise, elinizi çabuk tutun!...

Çok geç kalınmasına karşın, reel sektörün sürekli yanında yer alan bir oluşum süratle kurulmalıdır. Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı, SPK, BDDK ve yeni kurulan üst bankacılık kurulları, hiçbiri reel sektörle doğrudan ilgili değil. Ben, neden bu oluşumlar var demiyorum, neden reel sektör ile de doğrudan ve sürekli ilgilenen bir oluşum yok diyorum. Nedeni basit; reel sektörün önemi yeterince kavranmadığı için. Herhalde reel sektörün de krize girmesi bekleniyor. Geleneksel olarak krizden sonra önemini anlar, ilgileniriz.

DPT Müsteşarlığı ne güne duruyor, denebilir. Serbest pazar ekonomisini öngören bir ülkede neyi planladığı herkesçe meçhul, çoktan yeniden tanımlanması ve sözünü ettiğim reel sektörden sorumlu bir oluşuma dönüşmesi gereken, misyonunu doldurmuş bir teşkilat sizce bu görevi görüyor mu?

Keşke devlet ekonomide bu kadar etkin, biz de bu kadar çaresiz olmasaydık da bu oluşumu devletten beklemeseydik. Öngördüğüm bu kurulun ileride bugün var olanlarla birlikte sivil örgütlere, gerçek sahiplerine devredilmesi de temennimdir.

Sonuçta, girişimci, sermaye, teknoloji ve emekle doğrudan ve mali sektörle eşgüdümlü ilgilenecek bir araç öneriyorum. Kurul ya da her ne ise, bu önerim amaç değil, araçtır. Amaç, reel sektörü sıraya girmekten kurtarmaktır. Ancak, bu oluşum bürokrasi yaratacak imtiyaz dağıtacak ya da irrasyonel beklentileri dayatacak yeni bir kambur değil, çözüm üretecek, pazar ekonomisine duyarlı, bilgili, uzman bir örgüt olmalıdır. Misyonu, piyasa demokrasisinin oluşumunda temel taşlar olan gümrük birilği, özelleştirme ve rekabet kurulunun amaçlarını, ödevlerini reel sektörle paylaşmak. Mevcut ihtiyaçları doğru deşifre etmek. Ulaşım, enerji, iletişim altyapı maliyetlerini düşürecek çağdaş uygulamaları sektöre kazandırmak. Vergileri düşürmeye ve yaygınlaştırmaya yönelik projeler geliştirmek. Halka açılmayı özendirmek. Yabancı sermayeye ortam hazırlamak. Bu konularda diğer etkili kamu kuruluşlarını eğitmek ve onların piyasaların gelişmesine engel davranışlarını bertaraf etmek. Kısaca, reel sektörün rekabetçi yapısını güçlendirmek için çaba göstermek olmalıdır.