Pozitif Düşünce ya da Komplo Teorisi Üretmek

Pozitif düşünce üretmek için gereken unsurları gözden geçirdiğinizde, çok fazla değişkenin bir araya gelmesi zorunluluğu ortaya çıkar. İlk bakışta üretilemez diye ümitsizliğe kapılırsınız. Daha sonra serinkanlı değerlendirdiğinizde, zor da olsa olabilirliğine inanırsınız. 

Gerçekten pozitif düşünce üretmek zordur. Temiz bir karakter, felsefi boyutu algılama yeteneği, akıl, bilgi, bilimsel zenginlik, güç, çevre bilinci, adil olabilmek, sorumluluk duygusu, dürüst, saygı ve sevgi dolu olarak yetkin olabilmek. Tüm bu hasletlere sürekli sahip olabilmek ve sadece insanlık için var olduğunuzu düşünmek. İşte pozitif düşünce üretmenin asgari gerekleri. Hiçbir kurum ya da bireyin bu unsurları ya da birkaçını bir araya getirerek sürekli pozitif düşünce ürettiği söylenemez. Başka bir deyişle, hemen hiçbir kurum ya da bireyi sadece pozitif düşünce üretirler diye sınıflayamaz ve ödüllendiremezsiniz.

Kurum ya da bireyler yaşamları boyunca pozitif düşünceler ile komplo teorilerini birlikte üretirler. Pozitif düşünce üreteceği zaman hakim duygu, çevresinden, dostlarından ve rakiplerinden korkmamaktır. Komplo teorisi üreteceği zaman ise hakim duygu, özgüven eksikliği ve korkudur. Rekabete açık oldukları zaman pozitif düşünce üretme gayreti içine girerler, rekabeti önlemek istediklerinde de komplo teorilerine başvururlar. 

Örneğin, Avrupa Birliğine girmekten korkmayan kesim bu yönde pozitif düşünceler, çekinenler ise ekonomik ve siyasi sömürü senaryolarıyla komplo teorileri üretmektedirler. Bu olgu, geçmişte de birçok benzer ve/veya farklı konularda yaşanmış ve doğaldır. Söz konusu kesimler, Avrupa Birliği dışındaki farklı oluşumlar için pozitif düşünce veya komplo teorisi üretmek konusunda da yer değiştirirler. Aynı durum, insan hakları konusunda veya diğer ekonomik ya da sosyal evrensel doğruların ülkemiz için genel geçer normlar olarak kabul edilip, edilmemesinde de yaşanmış ve yaşanmaktadır.

Bir tespit olarak kabul edilebilirse, pozitif düşünce üretmeye oryante olmuş olan kurum veya bireyler daha çok bu yönde, komplo teorisi üretmeye alışmış olanlar ise daha çok aksi yönde üretken olmuşlardır. Kendilerine yönelik davranış beklentileri de hemen her zaman aynı yönlerde olmuştur. Yaşamlarını daha çok pozitif düşünce üretmeye yöneltmiş olanlar iyimser ve sağlıklı beyinlere, diğerleri ise paranoyak yapılara sahiptirler. Başarıları da büyük ölçüde bu yapılarına bağlıdır.

Kendinize, çalıştığınız ve yaşadığınız çevreye bu gözle baktığınız takdirde her iki olguyu da gözlemleyeceğinizi düşünüyorum. Kalıcı başarıların pozitif düşünce ürettiğinizde ya da üretildiğinde elde edilebileceği kanısına varmanızı ümit ederim. Gözlemlerim beni bu sonuca vardırmaktadır. En azından bugünden sonra pozitif düşünce üretmeye daha çok çaba göstermek için herkesin bu gözlemi yapmasında yarar olduğunu düşünüyorum.