Piyasalarla Kavga Etmek

Devletçi ekonomistler geçmişte yaşananlardan ders almışa benzemiyorlar. Ekonomide yaşanan olumsuzlukları, kurallarını bir türlü öğrenemedikleri serbest pazar ekonomisine fatura etmeye  devam ediyorlar. Her zamanki şiirsel üsluplarıyla yayınladıkları, kapalı toplum yaşamını özleyen ve öneren tebliğlerinde, serbest pazar ekonomisini savunanları da topluma duyarsız olarak göstermekten kaçınmıyorlar. İyi niyetlerinden şüphe etmediğim bu arkadaşlara, fırsat bulduğum her platformda dile getirmeye çalıştığım gerçekleri tekrar yazmam da yarar görüyorum.

Çağdaş yaşamın yolunu açacak ekonomik modeller devlet eliyle kurulamadı. Ekonomi, yönetilebilen bir bilim dalı olsaydı, tüm ülkeler mucize olamayacak yöntemleri birer, birer keşfederek kendi toplumlarını zengin edebilirlerdi. Ne yazık ki, ekonomi pozitif bir bilim dalı olmadığından, matematik modellerin sınandığı oyun teorileri de işe yaramadı.

Ekonomi bilimi, bireylerin kendinden menkul analizler sonucu aldığı sayısız ve süreksiz pozisyonlarla ortaya çıkan piyasa ilişkilerini, başka bir deyişle, sadece yaşanmışı açıklamaya muktedirdir. Elbette, yaşanmışlardan ders çıkararak ileriye yönelik olasılıklar iddia edilebilir. Bunun için kullanılacak çeşitli yöntemler ders kitaplarında da bulunmaktadır. Ancak, bu yapılırken,  beklenmeyenlere bağlı sapmaların ekonominin doğasında olduğunu da iyi ekonomistler bilirler. Eğer, ekonomi bilimi geleceği tahmin etmeye izin verseydi, iyi ekonomistlerin hepsi zengin olurlardı.

Sayısız ve süreksiz bireysel pozisyonlarla oluşan piyasa ilişkilerinin küreselleştiği günümüzde, piyasaların kontrol edilebileceğini düşünmek bana göre saflıktır. Yapılması gereken öncelikle piyasaları doğru okuma yeteneğini geliştirmektir. Daha sonra da, piyasalarla kavga etmek yerine sonuçlarından maksimum yarar sağlayacak bir parçası olmaya çalışmaktır. Serbest pazar ekonomisi, düzensiz akan nehir sularından yararlanmaya çalışan baraj gibi, ekonominin doğal yapısını ve kurallarını pozitif algılayarak sonuç almak isteyen bir araçtır. Liberal ekonomistler de, bazı çevrelerin iddia ettiğinin aksine, topluma son derece duyarlı, ekonomik akla saygılı ve yapılabilirin arayışı içerisindedirler.

Ekonominin tümüyle serbest bırakılmasının yaratacağı sonuçların toplumlar için mükemmel olamayacağını liberal ekonomistler bilirler. Yaklaşmak için referans alınan tam rekabet piyasalarının dünya üzerinde birebir uygulamasının olmadığını ve olamayacağını da bilirler. Ancak, ekonominin doğasıyla bağdaşmayacak müdahalelerle sonuçların iyileştirilemeyeceğini de bilirler.

Uygulamaları üzerinde sürekli çalışılan ve geliştirilen serbest pazar ekonomisi sosyal yaşamı ve toplumsal çıkarları asla dışlamaz aksine, iyileştirmeyi hedefler. Bu nedenle, Rekabet ve Regülasyon Kurumları serbest pazar ekonomisinin vazgeçilmez organlarıdır. Serbest pazar ekonomisinin eşanlı oluşturulması gereken üç temel taşı vardır. Birincisi, devletin piyasalarda aktör olması yerine hakem olmasıdır. İkincisi, gümrük birliği ile ticari sınırların kaldırılarak rekabet alanının genişletilmesi ve hizmet seviyesinin yükseltilmesidir. Üçüncüsü de, rekabet ve regülasyon kurumları ile eksik rekabet koşulları oluşturma çabalarının, kartel ve tekelleşmelerin önlenmesidir.

Devletçi ekonomistlerin her fırsatta kavga ettikleri piyasalar insan eliyle oluşur. Doğru şeyler yaparak piyasalardan olumlu sonuçlar almak bizlerin elindedir. Makro politikaları, reel sektör ile finans sektörünün birbirlerinin alt ve üst yapıları olduklarını unutmadan düzenlerseniz, üretimi ve yatırımları sürekli arttırabilirsiniz. Yaptığınız yanlışlar nedeniyle reel sektöre yabancılaşan finans kesimine ve rantiyecilere düşman olarak ya da hamasi nutuklarla üretimi canlandıramazsınız.

Özetlemek gerekirse, serbest pazar ekonomisi; ekonominin doğasına saygılı, topluma duyarlı, ekonominin insan için olması gerektiğini bilen özgür toplumların vazgeçilmez tercihidir.

Finans kesiminde spekülatif ataklara fırsat vermeyecek, piyasalarda eksik rekabet koşullarının oluşmasına engel olacak, sosyal adaleti verimsizliğe neden olmadan sağlayacak mekanizmaların serbest pazar ekonomisinde var olduğunu incelemesini bilenler görebilirler. Tarihi doğru okuyanlar da devletçi yaklaşımların hüsrana uğrama nedenlerini ve her zaman uğrayacaklarını kolayca anlayabilirler.