Lider

“Liderler ne zaman değişir ya da değişmez?” başlıklı geçmiş yazımda yazdıklarımın bir anlamda tekrarı olmakla beraber, bazı saptamaların yeniden hatırlanmasında yarar görmekteyim.

Liderlik ve kurumsallık birbirleriyle doğrudan ilişkili iki kavramdır. Kurumsallık liderlerden bağımsız , ancak liderleri de yetiştiren bir yapılanmayı ifade eder. Kurumsallaşmış bir yapıda rol dağılımları ve değişiklikler objektif olarak izlenen ve kendini yenileyen bir sistem içerisinde gerçekleşir. Belirsizlikler ve sürprizler yoktur. Kurallar, kurumsallaşmanın dinamiklerini ortadan kaldıracak hevesleri baştan kırar. Kural değişiklikleri, sistemde vazgeçilmezlik mesajları veren, bağımlılık yaratan unsurların ve belirsizliklerin sürekli keşfini ve ortadan kaldırılmasını amaçlar. Kısacası, sistemin hiçbir aşamasında eksik rekabet koşulları yaratacak oligarşik davranışlara fırsat verilmez.

Sistem, kurumsallaşma yönünde eğitici ve yol göstericidir. Gücünü üyeleri olan bireylerden alır. Liderlerden mucizeler beklenmez. Başka bir deyişle, liderlik sistem içerisinde rol alan tüm rol üstleniciler ile paylaşılan bir olgudur. Bu nedenle, kurumsallaşmış kurumlar sayısız liderlerle yönetilir. İçlerinden sadece biri bütünü temsil eder. Söz konusu temsilci ve tüm rol üstleniciler bunun bilincindedirler. Bütünü temsil edebilecek, hayal gücü bir öncekinden daha geniş onlarca, yüzlerce, binlerce adayın her zaman ve her koşulda var olduğu sistemin ana prensibidir.

Sistem adaylardan en iyisini öne çıkarmayı sürekli üstlenir ve seçilenlerin hem yardımcısı, hem de sigortasıdır. Bu şekilde tüm üyelerin sistemin işlerliğine olan güvenleri, sorumluluk ve aidiyet duyguları maksimize edilmiş olur. Bu olgu bireyin sisteme olan katkısını ve yaratıcılığını da aynı oranda geliştirir. Bireyler sistemin, sistem de bireylerin geleceğinin teminatıdır.

Kurumsallaşmanın en belirgin özelliklerinden biri kurumun ve kurum içi liderlerin sürekli değişebilir olmasıdır. Liderlerini değiştiremeyen veya değişmemesi için argüman üreten bir yapılanma kurumsallaşmayı başaramamış ya da bu özelliğini yitirmiştir.

Liderler değişemediğinde ne olur? Liderler sisteme değil, sistem liderlere çalışmaya başka bir deyişle, liderler kurumlarına değil, kurumlar liderlerine hizmet etmeye başlar. Bu durumda eksik rekabet koşulları yaratılmıştır. Kurum içi demokrasi temsilidir. Oligarşik bir yapı önce sisteme, sonra kuruma hakim olmuştur.

Liderlerin değiştirilememesi halinde, bireylerin sisteme olan katkıları, sorumluluk ve aidiyet duyguları azalır. Kurumun rekabet gücü zayıflar. Daha kötüsü de herhangi bir nedenle değişmez liderler görevlerini bıraktıklarında yaşanır. Yeni gelecek liderler, çevreye duyarsız, içe dönük bir yapıda, usta-çırak ilişkisi ile yetişmiş kötü kopyalardır. Kurumun gerileme devri kaçınılmazdır.

Yukarıdaki tasvir, az gelişmiş ya da gelişmekte olduğu söylenen, kişi başına GSMH’sı 7000 USD’nin altındaki ülkelerin ortak özelliğidir. Kurumsallaşma gelişmeyi, gelişme de kurumsallaşmayı güdümler. Bu nedenle, gelişmiş ülkeleri diğerlerinden ayıran en önemli özellik “kurumsallaşma düzeyleri” ile “sürekli değişen liderlikleri”dir.