Küresel Düzensizlik ve Belirsizlik

Düzensizlik (entropi) ve yarattığı belirsizlik küreselleşiyor. Dünya çok hızlı değişiyor ve yönünü sürekli kaybediyor. Dünya'nın, değişimleri içselleştirme ve iyileştirme ihtiyacını karşılayacak kadar yavaşlaması da giderek hayal oluyor.

Politika yapıcılar, hem siyasal, hem de ekonomik alandaki gelişmeleri kontrol etmek bir yana, izlemekte dahi zorluk çekiyorlar ve çoğunlukla da değişimlerin arkasında kalıyorlar. Ne var ki, küreselleşme sonucunda küçülen Dünyamızda, hızlı değişimin yarattığı gerilimden ve düzensizlikten payını almayan tek bir ülke, kurum ve birey kalmıyor. Ekonominin tüm ajanları da uzun süredir nasıl satın alınacağını kestiremedikleri bir belirsizlik içerisinde yaşamayı öğrenmeye çalışıyor.

Dünya, çoktandır bütüne olan olumlu etkisi şüpheli, ülke, kurum ve birey bazında zenginlikleri ve farklılıkları tehdit eden hızlı değişimleri, yaratma potansiyeli yüksek bir oluşuma dönüştü. Söz konusu oluşum, özgürlükçü ve rekabetçi yatay bütünleşmeler yerine, ideolojik, etnik ve inanç temelli tekelci kamplaşmaları öne çıkaran politikaların daha fazla ortaya çıkmasına ve süratle yaygınlaşmasına neden oluyor.

Kısaca, gecikmiş doğruların çare olma eşiği çoktan aşılmış olan gelir dağılımı bozuklukları ve sömürgecilik yıllarından kalma yanlış göçmen politikaları ile gelinen noktadan bakıldığında; Dünya, yarına ait daha iyi yaşanılabilir bir güven ve refah ortamı vaat etmiyor, aksine kötü senaryolara davetiye çıkarıyor.

Dünya savaşlarını geride bıraktığımız yüz yıla yakın bir süredir, ülkeler kendi sınırları içerisinde büyür ya da küçülürler. Her ülke aynı sınırlar içerisinde doğru politikalar uygulayarak ekonomik büyüklük ve siyasal etkinlik yaratabilir ya da yanlış politikalar nedeniyle her iki alanda da küçülür ve etkisizleşebilirler. Ülkelerin, coğrafi yeri ve sınırlarının siyasal ve ekonomik alanda yaratacakları etkiyle ilişkisi neredeyse kalmamıştır. Yaratacakları etkinin “kültür ve eğitim” ile ilişkisi ise doğrusaldır. Dünya üzerinde bu tezi destekleyecek sayısız örnek vermek mümkündür.

Ekonomide verimli büyümek ve bu sayede uygar dünya içerisindeki etkinlik alanını genişletmek ve herkesin yaşam koşullarına özendiği, kendi vatandaşlarının yaşamaktan mutlu olduğu bir ülke yaratmak ve sürdürmek, kültür ve eğitim düzeyi ile doğrudan ilişkilidir. Şüphesiz, sözünü ettiğimiz ilerlemeyi sağlayamamak da yine kültür ve eğitim düzeyi ile doğrudan ilişkilidir.

Küreselleşen düzensizlik ve yarattığı belirsizlik ortamında, her geçen gün daha zorlaşan doğru pozisyon ve doğru karar alabilmenin sigortası; evrensel hukuk ve çağdaş demokrasi normlarına ne kadar yaklaşıldığı ve rekabetçi davranış geliştirme yeteneğine ne kadar sahip olunduğu ile sınırlıdır. Sınırların ne kadar zorlanabileceği de ülkelerin kültür ve eğitim seviyeleri ile doğrudan ilişkilidir.

Özellikle, gelişmekte olan ülkelerin fırsatları doğru değerlendirebilmeleri için kültür ve eğitim kaynaklı öyküsü olmayan, sadece günü birlik değişen temelsiz taktik arayışlarla elde edebileceği kolay sonuçlar, ne siyaset, ne de ekonomi alanında asla olmayacaktır. Bugüne kadar da olmamıştır.

Bu nedenle, her politik ve ekonomik birimin (ülke, kurum ya da birey) Dünya'da, Bölgesinde veya Ülkesinde rekabet üstünlüğü sağlaması ya da sağlayamaması, kültür ve eğitim seviyesine yaptığı yatırımın sonuçlarıdır.

Somut örnek vermek gerekirse; Türkiye'nin nihai ürün ve hizmet piyasalarında Global Markalarının olmaması diğer yandan, Global Marka sahipleri tarafından aranan bir üretici olması her ikisi de kültür ve eğitim seviyesine yapmış olduğu yatırımın sonucudur. Keza, bugüne kadar gelişmiş ülkeler arasında yer bulamaması diğer yandan, gelişmekte olan ülkeler arasında seçkin bir konumda olması da yine kültür ve eğitim seviyesine yapmış olduğu yatırımın sonucudur. Kısaca, her ülke, kurum ya da birey, kültür ve eğitim seviyesine yaptığı yatırım kadar sonuç alacaktır.

Ülke, kurum ya da bireyin hedeflediği herhangi bir konuma gelmesi, koruması ve yükseltmesi için kültür ve eğitim seviyesine yatırım yapmak dışında kolaycı bir başka yol yoktur. İnsanları ve toplumları umdukları ya da umduklarını bulamadıkları yerlere sadece sahip olabildikleri kültür ve eğitim seviyeleri ulaştırır.

Gecekonduları yıkıp yerine Gökdelenleri dikerek hiç bir ülke kısa yoldan çağdaş şehirleşmeyi başaramamıştır. Ama Gecekondu yapan zihniyeti değiştirecek kültür ve eğitime yapılan yatırım, eş zamanlı ekonomik refahı artıracak politikaların üretilebilme yeteneğini de geliştirmiş ve zamanla değişen toplum davranışları, çağdaş şehirleşmeyi diğer çağdaş unsurlar ile birlikte gerçekleştirmiştir.

İlk seçenekte kısa yolla inşa edilen Çağdaşlık değil, sadece Gökdelen olmuş ve Gökdelenler de kısa sürede ortamın sakil parçalarına dönüşmüştür.

Yine hiç bir Kurum Manhattan da mağaza açtığı için Global Marka sahibi olamamıştır. Hiç bir Ülke de Manhattan da mağaza açanlara teşvik vererek Global Markaları olan bir Ülke olamamıştır.

Umarım, Türkiye Küreselleşen Düzensizliğin yarattığı Belirsizliği her alanda minimize edecek nitelikli davranışları geliştirebilmek için kültür ve eğitim seviyesine yatırım yapmayı önceler ve sözde kolaycı yollara daha fazla zaman ve para harcamaya devam etmez.