Dünya Ekonomisi Sürekli Kırılacak

Dünyadaki ülkelerin yaklaşık 63 Trilyon dolar olarak hesaplanan gayri safi milli hasıla toplamından neredeyse on kat fazla olan, yaklaşık 600 trilyon dolar finansal sermayenin kendi kurguladığı oyun sahasında, kısa dönemde yüksek getiri arayışı dünya ekonomisinin başına dert açmaya devam ediyor.

Çok uzun süredir reel sermayeye dönmeye nazlanan finansal sermayenin açgözlülüğü ve yeniden makul ölçüde kazançlara razı olmaya gösterdiği isteksizlik, 2007’nin ikinci yarısından itibaren yaşanan global ekonomik krizin etkilerini ortadan kaldırmak için doğrusu ve yanlışıyla gösterilen tüm çabaların önündeki en önemli engeldir. Söz konusu isteksizlik, finansal sermayenin oyun sahasını daraltacak regülasyonların hayata geçirilmemesi için siyasi irade ile çatışan bir sistemin arkasındaki itici güçtür.

Finansal sermayenin uzun süredir reel ekonomiyi tutsak ettiği bir süreçte, ABD’ nin rezerv para sahibi bir ülke olarak AAA olan kredi notunun S&P tarafından düşürülmesi, ironik ya da bir kredi derecelendirme kurumunun haklı veya haksız bir kararı olarak tarihe kayıt düşülmekle yetinilecek bir vaka değildir. Daha çok, muhataplarının dahi parçası olduklarını anlamakta ve tespit etmekte zorlanacakları zincirleme çalışan bir sistemin siyasi iradeye meydan okumasıdır. ABD’ nin ekonomik olmaktan çok politik olduğu varsayılan (ki önemi yok) bir çatışma ortamında yürütülen borçlanma limitinin artırılma sürecini, yaklaşık iki hafta içerisinde ABD’ nin dokunulmaz zannedilen kredi notunun düşürülmesine varacak kadar piyasaların malzemesi haline getirerek dünya ekonomisini kimin yönettiğini hatırlatan ve Fransa’nın sadece not düşürme dedikodusu ile göz dağı vermeyi sürdürerek siyasi iradeye adeta meydan okuyan bir sistemin egemen olduğu “diğer ekonomi”nin güç gösterisidir.

Dünyanın mal ve hizmet üretiminin ihtiyacı olan likiditenin onlarca katının dolaylı sermaye olarak kısa sürede, yüksek getiri peşinde koştuğu bir ekonomide yeniden patronu tanımlamak ve parayı sahte bir dünyadan vazgeçirip mal ve hizmet üretiminin emrine vermek hiç kolay değildir. Bugün 40 yaşın altındakilerin ekonomiyi her sabah televizyonda ve internette takip ettikleri hisse senedi ve emtia borsalarından ibaret ve finansal mühendisliği ekonomi uzmanlığı zannettikleri bir ortamda, finansal sermayenin egemen olduğu oyun sahası sürekli beslenirken ve ülkelerin sıcak paraya olan bağımlılığı giderek artarken belki de hiç sağlanamayacaktır.

Ekonomi kuramlarının yetersizliği, beklentilerin yönetilememesi ve makro yaklaşımların mikro ekonominin reaksiyonlarının gerisinde kalması, ekonomi biliminin teknik sorunları olarak laboratuarlarda çözüm beklerken, dünya ekonomisi eski gözlüklerle risk altında yönetilmektedir.

1980’li yıllardan itibaren dolaşan paranın miktarı hızla yükselirken iki ayrı ekonominin ayrıştığını ve ayrışmanın giderek derinleştiğini göremeyenler ya da görmek istemeyenler bugün durduramıyorlar. Ülke bazında hemen her ekonominin cari açık sorununu, eski gözlükleriyle analiz ettiklerinde büyük ölçüde tasarruf açığına bağlayanlar, dünya ekonomisinin aksine ne ölçüde bir tasarruf fazlasına sahip olduğunu görüyorlar ama tasarrufların banka mevduat hesaplarında ülkelerinin dış alem gelirlerine destek vermek için park etmeyeceklerini anlamıyorlar. Dünya ticaret hacminin ihtiyacı olan reel sermayenin yaklaşık on katını bulan tasarruf fazlası (finansal sermaye), aksine cari açığı finanse etmeye aday olduğu bir oyun sahasında, ülkeleri kendilerine bağımlı kılan sıcak para trafiğine yatırım yapmayı tercih etmektedir.

Bu gün, üzerinde düşünülmesi ve çalışılması gereken ve küresel ölçekte siyasi liderliğe ihtiyaç duyulan sorun, reel ekonominin ihtiyaçlarının karşılanmasını ön plana alan bir zeminde iki ekonominin buluşması ya da en azından ayrışmasının daha fazla derinleşmeden durdurulmasıdır. Sağlanamazsa, yarın kırılan korkarım sadece ekonomi olmayacaktır.

Finansal sermayenin oyun sahası olan diğer ekonomide, riskin devredilmesi ve sahipsiz kalması ile  önü açılan ve finansal mühendislikle sözde harikalar yaratan kaldıraçlı ürünlerin tamamı önünde set oluşturacak radikal tedbirler başta olmak üzere regülasyonları aklı başında her ülke yönetimi devreye sokmakta kararlı olmalı, cari açığın ve aşırı borçlanmanın sürükleyeceği tuzaklara düşmemelidir.

ABD ve Avrupa’nın yaşadığı sorunların ve olası etkilerinin bilincinde olmakla beraber, rezerv para sahibi olmanın ya da yerine alternatif uluslararası bir para birimi koyabilmenin şartlarının oluşmadığını da bilerek hareket etmek gerekir. Bugün, gelişmiş ülkelere görece cari fazlası verenlerin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerin yeni rezerv para yaratma istekleri, arkasında gücü olmayan boş hayallerdir. Hemen her kriz döneminde bu dileğiyle ön plana çıkan Çin’in, halkının sadece %20’si Amerikalı gibi yaşamak istediğinde dünyanın en büyük cari açığını verecek ülkeler arasında yerini alacağını kimse gözden kaçırmamalıdır. Gelişmiş ülke ile zengin ülke kavramlarının birbirine karıştırılmaması gerekir.

Dünyada yaşam standartlarının yoksulluk sınırları altına düştüğü ülkeler ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde yaşayan ama görece yaşam standartlarının düşüklüğü nedeniyle tehdit unsuru haline gelen toplumlar, her ülkenin ortak sorunlarıdır. Kısa dönemde, yüksek kazanç peşinde koşan tasarruf fazlasının söz konusu sorunların çözümüne küçük bir porsiyonuyla kaynak yaratması işten bile değildir. Ama Birleşmiş Milletler başta olmak üzere kurulmuş vakıflar ve diğer yardım kuruluşları kaynak aktaracak mekanizmayı oluşturmakta çaresiz kalmaktadırlar.

Bir yanda büyüyen yoksulluk, işsizlik ve gelir dağılımının yarattığı sorunların, diğer yanda artan bir açgözlülükle kendi oyun sahasında dünya ekonomisini ve sosyal yaşamı tehdit edecek boyutlarda ve hızda dolaşan bir finansal sermayenin varlığının çelişkisi, küresel ölçekte güçlü ve ortak hareket eden bir siyasi irade ile çözülemezse, dünya ekonomisi ile birlikte sosyal yapıların da kırılması ve huzur ortamlarının giderek daha fazla bozulması devam edecektir.