Derin Şirket

Şirket içi istenmeyen ve öngörülmeyen yapılanmalara moda deyimle “derin şirket” ismini yakıştırdım. Derin şirket, hemen her kuruluşta var olan ve özellikle yeniden yapılanma süreçlerinde kendilerini hissettiren olgulardır. Şirketler içerisinde zamanla oluşmuş, güçleri karar verici ya da karar vericiyi etkileyen unsurlarla olan ilişkilerine bağlı farklılaşan çekirdek yapılanmalardır. Organizasyon içerisinde öngörülmedikleri için tanımları da yoktur. 

Genellikle, aynı görevleri beş yıldan fazla yapmış yönetici ve uzman personel bu oluşumun üye adaylarıdır. Prensip olarak beş hatta üç yıldan fazla aynı görevi üstlenen kişilerin görevleriyle ilgili yaratıcılıklarının biteceği ve bir noktadan sonra yaşadıkları engelleri kanıksayarak aşılamaz kabul etmeye başlayacakları varsayılır. Kısaca, düşük kapasiteli ve verimsiz çalışacaklardır. Bu kişilerin aynı görevde kalmaları durumunda, başarılarından çok şirketi kendilerine bağımlı kılma gayretleri ile tutunmaya çalışacakları açıktır. Bu olgu daha çok, eski versiyon bölüm hedefli organizasyonların günümüze yansıyan kalıntılarıdır.

Geçmişte, bölümler ve kişiler diğerlerine karşın kendilerini göstermeye çalışırlar ve bölüm başarıları bütünden soyut olarak değerlendirilirdi. Bugün ise, organizasyonlar bölüm değil şirket hedeflidir. Her bölüm bütünsel hedefe yönelik katkısını maksimize etmeye çalışır. Bölümler birbirlerinin rakibi değil, birbirlerinden hizmet bekleyen iç müşterilerdir. Şirketin sağlayacağı toplam hizmet seviyesi önemlidir.

Şirketlerin rekabet üstünlüğüne yönelik kendilerini yenileme ihtiyaçları, içerisinde yer aldıkları pazarın rekabetçi yapısına göre değişir. Özellikle, rekabet düzeyi düşük kapalı ekonomilerde şirketlerin hata marjları yüksek, yenilenme ivmeleri de düşüktür. Bu ortamlar “derin şirket” oluşmasına görece olarak daha uygun zeminler hazırlarlar.

Bu yazımda, şirketlerin görünen, çağdaş yüzünü temsil eden aydınlık çalışanları dışında kalan ve kendi çıkarlarını şirket çıkarlarının üzerinde gören kişilerin oluşturduğu “derin şirket” e dikkat çekmek istedim. Bu kişiler, yeniliklerin yanında gibi gözükürken, hemen her yeniliğin kendilerine ve şirket içerisindeki geleceklerine engel olacağı inancını taşırlar. Bu paranoyanın etkisinde, beyinlerini ve eforlarını yeniliğe olacak katkılarından çok engelleme teorileri üzerine harcarlar. Kesinlikle her bölümden yandaşlarını bulurlar ve görünmez bir komite olarak çalışarak genellikle başarılı sona ulaşırlar. “Şirket yenilenmez, değişim de gerçekleşmez”. Başarısızlığın faturaları da değişimi planlayan aydınlık yöneticilere çıkar.

Çalışmalar esnasında değişimi destekleyen kahramanlar olarak gözükmeyi de ihmal etmezler. Patronlarının gözünde de iyi niyetli emektarlar olarak yerlerini pekiştirirler. Derin şirket üyeleri olarak, kendi odalarında oluşturdukları geyik muhabbetlerinde, şirketin görünmeyen sahipleri olduklarını ve yazılı olmayan kurallarını anlatmaya devam ederler. Değişim adına yaşanan her başarısızlık, onların başarısı olarak şirket tarihine geçer. Elde ettikleri her kazanım “bu şirkette biz istemedikçe hiçbir şey değiştirilemez” mesajını verme ve yayma güçlerini arttırır. Şirketle birlikte kendilerini yenileyemeyen çalışanlar olarak, genellikle pazar şirketi dışlayana, güncel deyimle “out” edene kadar yerlerini muhafaza ederler.

Derin şirketler, gelişimin önündeki ciddi engellerdir. Çıkarların büyüklüğü var olma çabaları için yürütecekleri yöntemlere yansır. Yaşanmış birçok örnekten yola çıkarak ve hayal gücünüzü kullanarak derin şirket olgusunu var olan tüm organizasyonlara simule etmeniz mümkündür.